SON DAKİKA
Advert
Advert

T.C. METAL BORSASI KURULSUN!

Bu haber 27 Ekim 2020 - 12:58 'de eklendi ve 36 views kez görüntülendi.

Tam 1 ay 4 günlük süreden sonra âcizane şekilde yazılarımı aktarmak için tekrar sizlerin huzurunda olduğum için mutluyum. Bir önceki yazımız da 2010 yılında yapılan altın ve dolar yatırımının günümüzdeki değerini hesaplamıştık. Geriye kalan faiz üzerinden incelemelerimizi yazma vakti geldi.

Gelin birlikte hiç vakit kaybetmeden faizi, teorik olarak değil, teokratik olarak değerlendirelim. Çünkü tüm değerli hocalarımız nominal değerlendirmeleri TV programları ve gazetelerde işlediler.

Tabi bizler faizin, ülkemize ve milletimize hiçbir kazanç sağlamayan bilakis zarar getiren bir araç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu nedenle asıl söylememiz gereken şeyleri söylemeden gündem yorumlaması yapmak istemiyorum.

Faiz işlemi ile alakalı birçok ayeti kerime var. Buraya Bakara suresi 275. Ayeti kerimenin mealini aktarmış olalım.

Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların, “Alım satım da ancak faiz gibidir” demeleridir. Hâlbuki Allah alım satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de faizciliği bırakırsa geçmişte yaptığı kendisine aittir, işi de Allah’a kalmıştır. Kim de yine faizciliğe dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir.

Faiz( ribâ) kavramı üzerinde farklı değerlendirmeler yapılmış olsa da, bir topluluk içinde faizcilik serbest olduğunda bunun da zararı ve kötü etkileri yalnızca faizi alan ve verenle sınırlı kalmamış, bütün topluluğun ekonomik, sosyal ve ahlâkî hayatını etkilemiştir. Benim de dikkat çekmek istediğim asıl nokta burasıdır aslında.

Bunun toplumsal yansımasını şahit olduğum yaşanan örnekler üzerinden, başka yazılarımda özellikle bahsedeceğim…  Şimdi gelelim gündemdeki bilinmesi gerekenlere.

Merkez Bankası geçen ay 200 baz puan faiz artışı yapmıştı. Bu 2 yıl aradan sonra ilk defa yapılan bir faiz artış hamlesiydi. Burada bilinmesi gereken şeylerden birisi şudur; faizlerin artması demek, bankacılık sisteminde masrafların artması manasına gelir. Bu da –yaşanıldığı üzere- fiyat artışlarına sebep olur.

Ama geçen hafta açıklanan MB kararına göre herhangi bir faiz artış yapılmadı. Piyasanın beklentisinin tam tersine bir hareket oldu açıkçası.

Şimdi herkes bunları konuşurken konulara yabancı kalmamak adına size Merkez Bankası’nın en önemli iki amacından kısaca bahsedip seyre dalacağız.

  1. FİYAT İSTİKRARI

Merkez Bankasının en temel görevidir. Piyasayı sarsmayacak şekilde en düşük enflasyon oranı ile kervanı yürütmek olarak düşünmek akılda kalıcı olacaktır.

  • FİNANSAL İSTİKRAR

Evet. Türkiye’nin son yıllarda fiyat istikrarından ziyade en çok uğraştığı başlıktır. Çünkü dünyada finansal savaşların – bu konunun ayrı bir dosya olarak incelenmesi gerekir-  olduğu bir zamanda, odaklanılması gereken bir başlık.

Merkez Bankası, Türkiye’deki finansal sistemi istikrarlı hale getirebilmek için para ve döviz piyasalarında düzenleyici tedbirleri almak zorundadır.

İşte tam bu noktada MB, beklenilenin aksine artan döviz kuruna müdahale etmek için geleneksel olarak faiz artırımına gitmesi gerekirken aksine sabit tutma yoluna gitti.

İnanıyorum ki; hazine bonoları, döviz kuru, değerli madenler üzerindeki hareketlenmeleri yakından takip eden devlet büyüklerimiz finansal tehditleri giderecek hamleleri minimum kayıpla yerine getirirler.

TV ekranlarında kendi usulünce 10 milyon $ satarak piyasaya müdahale eden bir hocamızın tabiriyle; piyasanın ateşini, suyla mı yoksa köpükle mi söndürecekler hep birlikte göreceğiz!

Halil İbrahim Türkmen
Halil İbrahim Türkmenhalil.trkmnt@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
%d blogcu bunu beğendi: