SON DAKİKA
Advert
Advert

Konuşmak ihtiyaç olabilir, ama susmak sanattır!

Bu haber 06 Ağustos 2020 - 7:47 'de eklendi ve 105 views kez görüntülendi.

“Konuşmak ihtiyaç olabilir, ama susmak sanattır!” der Goethe. Atalarımız da “Sus adam sansınlar, konuş ibret alsınlar!” diye benzeri bir şekilde uyarmıştır bizleri aslında. Aslında son birkaç haftadır o kadar çok söylenecek söz var ki…

Pandemi

Ülkemizin en öncelikli ve yoğun birkaç gündeminden biri Pandemi.

Yapılanlar, yapılamayanlar. Söylenenler gerçeği ne kadar yansıtıyor? Hastaneler gerçekten dolu mu? Başka şehirlerden hastalar acaba Konya’ya mı getiriliyor?

Bu ve benzeri birçok soru gündemimizi meşgul etti son birkaç haftadır. Bu tür durumlarda, resmî makamların yaptığı açıklamalara –inandırıcı gelse de gelmese de– inanmamız gerektiğine inanlardanım. Zira diğer türlü davranmak hem bize hem kurumlara hem de vatandaşa zarar verecektir. Ama… Ama’sı yazının sonunda.

Pandemi ile ilgili İl Sağlık Müdürlüğü’müz ile ne zaman görüşsek, hasta sayımızın çok olduğu ama her şeyin kontrol altında olduğunu söylemekteler. Allah güç kuvvet versin. Ancak öyle bir millet olmuşuz ki, ya da karakterimiz öylesine darbe almış ki, sanki yasaklar olmadan yapamıyoruz, kurallara uyamıyoruz.

Normal hayatımızda dahi bu, gözümüzün önünde olan bir durum aslında. Misalen, arabalarda direksiyonun sol tarafında olan kolu, belki de hayatı boyunca kullanmayan şoförlerimiz var. Ya da parkın yasak olduğu yerlere, yaya veya bisiklet yollarına, özellikle engelli, özel vatandaşlarımızın geçiş güzergâhlarına arabalarını park eden bazı vatandaşlarımız var. Ne yaparsanız yapın, düzeltemiyorsunuz bunu. Ta ki bir ceza yazılana kadar. En azından 3 – 5 ay o hatanın bir daha yapılmadığını görüyorsunuz. Kurallar aslında bizleri sınırlandıran değil, herkesin uyması halinde, hayatımızı çokça kolaylaştıran ögeler.

Ancak gelin görün ki, pandemi süreciyle ilgili, gövdesiyle işin altında duran bütün yetkililerin avazları çıktığı kadar bağırarak anlattığı hiçbir mevzu, bırakın uygulanmayı gündeme dahi alınmıyor. Sonra… Sonra, ateş düştüğü yeri yakıyor.

Her şeyden önce, bu bir vebal. Pandemiden ötürü vefat eden bir vatandaşımıza o virüsü kurallara uymadığı için geçiren vatandaşımızın benim gözümdeki değeri, adam öldüren birinden farksız değil. Açık ve net. Tamam, kader var, önüne geçemeyiz. Lakin önce tedbir sonra kader. “Deveni bağla öyle tevekkül et” hadisini, her birimiz pekâlâ çok iyi biliyoruz.

Ekonomi

Dolar 7.1, Euro 8.5 lira oldu. Altını tutabilene aşk olsun zaten. Enflasyon ise… Aman boş verin, nasılsa ayar veriliyor oraya. Felaket tellallığı da yapmak istemem, ama işçi çıkarma yasağı kalktıktan sonra bir daha bakın siz işsizlik rakamlarına. Fazla konuşmaya gerek yok aslında, her şeyi görüyorsunuz dayının dediği gibi. Ama “Mikemmel” değil ne yazık ki!..

Beyrut

Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki patlama Lübnan’a atılan son yumruk oldu sanki. Ortadoğu’da suların durulmadığı yerlerden olan Lübnan, bu patlamayla birlikte sanki beyaz bayrağı çekti/çekecek gibi.

Burada dikkat çekmek istediğim nokta ise şu, rahmetli Erbakan hocamız, “Bir olayın failini bulmak istiyorsanız o olayın sonucunun kime yaradığını bakın.” derdi. İsrail ile ilgili de, “Biz her taşın altında İsrail var demiyoruz ama Yahudi hiçbir taşın altını boş bırakmaz!” derdi. Şimdi, Lübnan’daki olayı alt alta üst üste toplayın. Anladınız siz onu.

Şeffaflık

Yukarıdaki gündemlerin hepsi ile ilgili her gün onlarca, yüzlerce haber izlemekteyiz. Ancak ülkemizin son birkaç yıldaki en büyük sıkıntısı zannımca şeffaflık. Geçmişe gitmeden, güncel bir örnek ile yazımı bitireyim:

  • KEAH’taki doktorlarımız “800 civarı hasta ile en çok hasta bizde yatıyor. Hiç böyle bir şeye denk gelmedik.” diyorlar.
  • 5 Ağustos 15.00 sularında Konya İl Sağlık Müdürümüz Mehmet Koç, “Hasta sayımız yüksek, bu hızda giderse bir şehir hastanesi daha olsa yetmez” ifadelerini kullandı.
  • Aynı gün Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca 21.00 sularında “KONYA: Servis yatağı doluluk oranımız %48, yoğun bakım doluluk oranımız %76, ventilatör doluluk oranımız %42. Yüzde yüz doluluk iddiaları, yüzde yüze varan bir kasıt taşımaktadır. Hastalığı önemsiz gösterenlerle hastaneleri çaresiz gösterenlerin iddialarını dikkate almayın.” şeklinde bir tweet atıyor.
  • Sağlık bakanımızın açıklamasından sonra İl Sağlık Müdürümüz hemen yeni bir açıklama yapıp, her zaman olduğu gibi, “Yanlış anlaşıldım.” diyor.
  • Akabinde,  AK Parti Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, Fahrettin Koca’nın konuya ilişkin yaptığı açıklamaları FETÖ ile ilişkilendiriyor.
  • Ardından Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay, sosyal medyadan artan vakalara ilişkin yorum yapanları “insafa davet ediyorum” diyor.
  • Ve en son Konya Hıfzıssıhha Kurulu açıklama yaparak, bazı yeni tedbirler alındığını söylüyor. Ve normalleşme süreci ile ilgili alınan bazı kararları 15 gün ileri alındığını açıklıyor. Büyükşehir Belediye Başkanımız da, İl Sağlık Müdürümüz de kurulda!

Bütün iddiaları bir kenara bırakalım. Sadece yukarıda Konya’mız açısından şu süreçteki en önemli isimler yer alıyor. Ancak her birinden farklı bir açıklama. Madem Sağlık Bakanımız her gün yaptığı bilgilendirmelerde Konya’yı hep ilk beşte sayıyor, sizce de halkımız daha doğru ve sonuca yönelik açıklamaları, en azından şeffaf bir açıklamayı hak etmiyor mu?

Esat Ergener
Esat Ergeneresatergener@kanal42haber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
%d blogcu bunu beğendi: