SON DAKİKA
Advert
Advert

İslam’ın Olmadığı Yerde KADIN -2-

Bu haber 19 Ağustos 2020 - 11:09 'de eklendi ve 23 views kez görüntülendi.

İstanbul sözleşmesine dair: -1/2-

Mutlak hakikatlerin dışında, doğrular ve yanlışlar zamanına göre değişken, kişilere ve toplumlara göre ise bakış açılarına dayanarak farklılıklar gösterebilir. Kadının yaşama hakkı kutsaldır. Bu mutlak bir gerçektir. Bu gerçeği her çağda ihlal eden, batı toplumu olmuştur. İnsanlığa medeniyet dersi vermeye çalışan Batı hukukunun temelini eski Roma hukuku teşkil eder. Bu hukuka göre kadınlar medeni hakları kullanma ehliyetine sahip değillerdir. Her zaman gücü üstün tutan zihniyetin gayri ahlaki hukukuna göre erkek, karısını istediği zaman döver, istediği zaman öldürebilir. İngiltere’de (M.S.) 3. Asırdan, 11. Asra kadar erkekler istedikleri zaman kadınları satabiliyorlardı. Avrupa’da, 1763 yılında çıkarılan eğitim yasası sadece erkekler için geçerliydi. Sonrasında soylu ailelerin kızları müzik ve sanat eğitimi aldılar. Çünkü kendilerinden kocalarını eğlendirmeleri isteniyordu… XX. Yüzyıl ortalarında kadının tüm mülkiyeti, evlendikten sonra eşinin üzerine geçerdi. 1942’de Medeni Hukukun yenilenmesinden sonra bekâr kadınlar alım satım haklarına kavuştular, ancak evli kadınlar için kocalarının izni gerekliydi.

Eski Hint hukukunda kadın, evlenme miras ve diğer muamelelerde, hiç bir hakka sahip değildi.  Hindistan’da Buddha ilk zamanlarda dinine kadınları kabul etmemiş, kadınların zayıf karakterli ve kötü ahlaka sahip olduklarını söylemiştir. İlerleyen zamanlarda “bu bizim felaketimiz olacak” diye kabul etmiş, kadınlar hakkında ki düşüncesi ise değişmemiştir.

Antik Yunan toplumunda kadın annelik haklarından yoksun bırakılmış, yeni doğan çocukları, kucaklarına verilmemiştir. Kız çocukları ise, ya güçsüzdür diye boğazlanmış ya da sağlıksız bir bebektir diye su çukuruna atılarak öldürülmüştür. Eflatun’a göre “kadınlar erkeklerden daha bilgisiz, daha akılsız, kadın ruhu erkek ruhundan daha aşağıdadır.Thomas Von Aquin 13. YY da kadının değerini “insan ve hayvanın arasında bir varlık” olarak savunmuştur.

Değişen dünya ile beraber 18. ve 19. yüzyıl Avrupa’sında varlığını hissettirmeye başlayan Kapitalizm, karı koca arasındaki eşitliğin sağlanması ve efendi-köle ilişkisinin bitirilmesinden taraf oldu. Sanayileşmenin ortaya çıkışıyla beraber, kadınlar artık ayaklarının üzerinde durmalıydılar! Avrupa’da, kadınlara bu imkânı ilk tanıyanlar da iplik ve dokuma tezgâhları patronları oldu. Çünkü kadınlar daha iyi çalışıyor ve daha az para alıyorlardı. Bu yüzden kapital sermeyenin bekçileri kadın ve çocukları işe almaya başladılar. 1831’de Lyon’da ipek işleyen kadın işçilere, sabah 5 akşam 11, günde 18 saat mesai yaptırdılar. Kendi ayakları üzerinde durabilen kadın artık patronun işçisi, kapital sermeyenin kölesi olmuştu. Bu modern kölelik iki temel sorunu da beraberinde getirdi. Birincisi, sömürülen ve kapitalizmin ağır maddi koşulları altında ezilen aileler, eve daha çok gelir girsin diye, çok çocuk yapmaya başladılar. İkincisi ise daha ağır ve yıkıcı oldu. Vardiyalı ve uzun saatlere varan çalışma koşullarında, evde karı koca birbirini göremez oldu. Buda evlilik dışı cinsel birlikteliklerin yolunu açtı. Kadına hayvandan daha aşağı muameleyi reva gören Batı, kadını sömürerek devam ettiği yolda, ahlak, aile, toplumsal iletişim adına her türlü yıkımı gerçekleştirdi. Rüştünü ispat edememiş ve bundan sonra da asla ispat edemeyecek, hatta bir rüştü olmamış ve olmayacak, dünyaya medeniyet dersi vermeye kalkan Batı’nın (Avrupa’nın) toplumsal rezaleti… Bugün, kadın haklarının borazanlığını yapanların kirli mazileri…

İslam’ın olmadığı yerde kadın; her zaman aşağılık muamelesi görmüştür. Bir meta olarak alınıp satılmış, köle muamelesi görmüş, cinsel obje olarak kullanılmış, her zaman haksızlığa uğramış, hakları sömürülmüştür… Kadının yeri bugün de Batı toplumunda dünden farksız değildir. Bizim medeniyetimizde kadın annedir, bacıdır… Eştir, hanımdır… Canımızın yongası evladımızdır… Batı içerisinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal sorunlarını dünyaya Evrensel problemlermiş gibi pazarlamaktadır. Bizim sorunumuz ise kadının toplumumuzda ki yeri değil, kendi sorunlarımızı kendimizin tayin edemeyişidir!!!

(Devam Edecek…)

19 Ağustos 2020

Taha Yasin Yazıcı
Taha Yasin Yazıcıtahayasinyaziciagd@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
%d blogcu bunu beğendi: