SON DAKİKA
Advert
Advert

İslam’ın Olduğu Yerde KADIN

Bu haber 27 Ağustos 2020 - 11:58 'de eklendi ve 23 views kez görüntülendi.

İstanbul sözleşmesine dair: 2

Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana,

Yükseldik sanıyorlar alçaldıkça tabana” diyor Necip Fazıl. İslam’da kadın denince, akıllarına zorla peçe giydirilmiş, evinde mahkûm edilmiş, kocasına mutlak itaate zorlanmış ve hiç kıymet verilmeyen bir varlık getirenlerin savundukları düzen, İslam’ın kurduğu nizamdan asırlarca geridedir. İslam’da kadının üç önemli hususiyeti vardır. Adeta altından yapılmış bir taç gibi kadını süsler, değerine değer katar.

Kadın, annedir… Cennet ayaklarının altına serilir, Üff dahi diyemezsiniz kendisine. Anne hakkı Allah’ın hakkıdır. Onu razı etmeden Allah’ı (CC) razı edemezsiniz. Rahmet Peygamberi olarak gönderilen Efendimiz’in (SAS) beddua ettiği nadir yerlerden biri de, hutbeye çıkarken Cebrail’in Anne ve babasını razı etmeyenin burnu yerlerde sürünsünduasına âmin demesidir.

Anne kutsaldır. Çünkü o, peygamberleri, şehitleri, salihleri ve bizleri karnında taşıyan, doğuran, büyütendir. İslam’ın “Kadın çok konuşur, boş konuşur” gibi akıl ve mantık dışı bir yaklaşıma müsamahası yoktur. Anadili deriz… İnsan, konuşmayı anasından öğrenir. Erkek, fıtratı itibariyle çok konuşan bir yapıda olmadığı için; çocuklar konuşmayı, kelimeleri, manalarını annelerinden öğrenirler. Ahlak görgü ve toplumun sözlü geleneğini anneler aşılar çocuklarına. Annenin konuşması, anlatması, eğitmesi hayatımızın en önemli sürecidir. Bu gerçeği üstat Bediüzzaman hazretleri Bir insanın ilk Muallimi annesidir diye vurgular. Bu yüzdendir ki, İslam toplumunda babalar kendilerine eş değil, önce evlatlarına anne ararlar.

Kadın eştir… Allahın sizlere bir emaneti diye bahseder Kur’an. İslam Peygamberi (SAS) muhterem eşleri Aişe anamıza (RA) iltifat edecekleri zaman Ey Aişe, ben sana kör düğüm gibiyim derdi. Bugün, en idealist romantizm savunucularından hangisi bu nadide iltifatı eşine yapabilir ki? Kaç tanesi bu sözü yaşantısıyla taçlandırabilir ki?

İslam’ın nurunun cihanı aydınlattığı çağda, Peygamber (SAS) ve ashabının en zor imtihanı, Hz Peygamberin (SAS) namusu ekberine, anam Aişe’nin (RA) tertemiz iffetine atılan iftira, İfk hadisesi olmuştu! Yanında dostları olan ve bunları parayla değil, sevgiyle, muhabbetle kendisine bağlayan Hz Peygamber (SAS), vahiy kesilip de beşeri zaafları ile baş başa kaldığı zaman, eşine kullandığı en ağır denebilecek ifade Ey Aişe! Eğer yaptıysan ben ne yapabilirim ki? Sen Allah’a Tövbe et sözleriydi. Bugün namus cinayetiyle kahramanlık naraları atanlar, yarın Allah’ın huzuruna, peygamberinin huzuruna ne yüzle varacaklar?

Kız çocuklarının kendilerinden utanılarak diri diri toprağa gömüldükleri bir çağda, çağlar üzeri bir nizam kuran ve devrim üstü devrimler gerçekleştiren İslam Peygamberi (SAS), içtimai hayata kadınların işlevselliklerini kazandırmış, Dininizin üç de ikisini Aişe’den (RA) öğreniniz buyurmuşlardı. İslam’ın toplumlara vurguladığı hakikat Beşik sallayan el dünyayı sallar hakikatiydi.

Zorlu şartlar altında Hudeybiye antlaşması gerçekleştiği zaman, arkadaşları Hz. Peygamber’e (SAS) “Hani umre yapacak, Kâbe’ye girecektik” diye sormuşlardı. Çadırına dönünce, yüzündeki hüznü gören hanımı Meymune annemiz (RA) “Ya Rasulallah (SAS), siz ihramınızı çıkarır, tıraş olursanız ashabınızda ihramdan çıkaracaktır.” demişti de, Efendimiz (SAS) hanımının sözünü dinlemiş ve bugün toplumda bilinenin aksine kadınlarında haklı olduklarını, sözlerinin kıymetli olduklarını bizlere öğretmişti. “Sen ne bilirsin, kadın ne derse tersini yapmak lazım!” gibi bir tutumun içerisine girmemişti.

Kadın evlat olur… Babasını cennete götüren yolları açar. Birilerinin aydın dedikleri yirmi birinci yüzyıl karanlığında kaybolmuş, batı çıkmazında ruhu can çekişen bir takım zevatın akıllarının alamayacağı, bizlerin dünya ve ahiret ışığımız, kâinat rehberimiz, kızı Fatıma annemiz (RA) geldiği zaman ayağa kalkar, kızının ellerini avuçlarının içine alır ve onu yerine oturturdu. Bugün, hangi aydın bu derece aydınlıktır. İşte İslam Peygamberinin (SAS) hayatından incelikler!

Kendisi ağacın altında dinlenirken, cübbesinin üzerinde uyuyan kediyi rahatsız etmemek için, cübbesini parçalayacak kadar merhamet sahibi insanları yetiştiren dinde, kadına şiddet ya da çocuğa dayağın bahsi açılabilir mi?

Kadına ictimai hayattaki yerini, hak ettiği değeri, hakkı olan saygıyı toplumsal ahlak haline getirmek isteyenler, Hz. Peygamberin (SAS) ruhları dirilten devrimini yeniden yaşamalı ve yaşatmalıdırlar. Aksi halde, Necip Fazıl’ın ifadeleriyle, bir kez daha haykırıyoruz ki; “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak!

(Devam edecek…)

Taha Yasin Yazıcı
Taha Yasin Yazıcıtahayasinyaziciagd@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
%d blogcu bunu beğendi: